Kayıtlar

Çünkü Aşk Bir Sigara Gibi Yanabilir Ve Sana Hiçbir Şey Bırakmaz

  İşte size bir gözlem: İnsanların en ufak bir aşk kırıntısı uğruna nasıl birbirlerini yediklerine dair.       İnsanlar kaç yaşında olursa olsun aşka inanır. Her ne kadar çevremizdeki insanlar yaşadıkları kötü tecrübelerden dolayı aşka inanmadıklarını söyleseler de gecenin bir vakti penceresinden sokak lambasının ışığının masaya çarpan loşluğunda, yalnız başına oturduklarında karşılarında sadece aşkı görmek ister. Eğer elimde Peri Anne'nin sihirli değneği olsaydı dünyadaki herkesin doğru eşleşmesini ve bu sayede gerçek aşkı bulmalarını dilerdim. (Tabi birde Dünya Barışı) "Uzun zaman sonra kavuşmuşuz. Temelli. En son gördüğüm günden bu yana aradan iki sene geçmiş ama sen hala ilk günkü gördüğüm ışıltındasın. Zerren sönmemiş. Şimdi hala seni gördüğümde, tıpkı ilk günkü gibi, etraf silikleşiyor ve ben soğuk soğuk terliyorum. Unutmam, hiç ummadığım bir anda sesini duyduğumda nasıl da o hengame büyük bir sessizliğe bürünmüştü. Ellerim titremişti. Göz bebeklerimi görm...

Biz seni giderken yolun kenarında beklettik ama dönüşte seni almaya geldik.

Acilen bütün spiritüalizmciler beni bulsun...     Son günlerde ,retroda mıyız hangi zaman dilimindeysek, geçmişteki insanlar tek tek karşıma çıkıp "Hey bak ben büyüdüm! Hatırlıyor musun beş / on sene önce sana anlattığım bir hayal vardı, bak gerçekleştirdim, hayatımı tamamladım. Peki sen ne yapıyorsun?" diyor... "NE Mİ YAPIYORUM? BENİM DAHA OKULUM BİTMEDİ. SİZİN OKULUNUZ BİTİP NASIL YENİ BİR HAYATA BU KADAR ÇABUK BAŞLADINIZ ?" adlı küçük çaplı bir kriz geçirip üç beş saniye hayatımı düşünüyorum.     Üniversitenin ilk yıllarında, neden olduğu bilinmez, durduk yere bir arkadaşımla sohbetimi kesmiştim. Şahsen bir kişiyi gözden çıkartıyorsam onun ne yaptığıyla, hayatta olup olmadığıyla ya da herhangi bir şeyiyle ilgilenmem. Evet güzel günler geçirmiş olabiliriz, beraber okul kulüplerine gitmiş, vizelere çalışmış olabiliriz ama eğer hayatının geri kalanından, okul biter bitmez, beni sildiysen tüm bunların ne önemi var?      Her neyse... Durun konumuz b...

Bu gece küçük Mori ile karşılaştım..

Son birkaç gündür Teoman gibi hissediyorum kendimi; “Aklım aslında bir karış havadadır benim. Yani yaptığım şeyler birbirinin tersidir, güzel giden şeyleri berbat ederim, kimseye güvenmem... Kendime de güvenmem zaten. Hem birisini severim hem onu üzerim hem kendim üzülürüm...”      Sanki bir şeyler eksikmiş gibi ya da bir şeyler fazlasıyla varmış gibi. Gözümün perdesi, hayatımı görmemek için indirilmiş gibi. 480 sayfalık kitabımın son 50 sayfasını 2 haftadır okuyamıyorum. Hava kapalı, hayat... Hangi hayat?      Bir hayatım olduğunu bile düşünmüyorum. Bir yerlerde "hayat" filmi oynuyor ama ben uzakta oturuyorum ve sesi sadece uğultu olarak geliyor. Büyük bir mırıltı ama hiçbir şey net değil.      Son birkaç haftadır kalbim dört defa kırıldı sanırım... ya da beş. Bilmiyorum, kalbimi hissedemiyorum. 25 Şubat'tan beri. Karşımdaki kişi kalbimi kırdığında kalkıp gidiyorum ve sadece dümdüz yürüyorum. "Hey, hoşça kal! Artık seninle muhatap olmak iste...

Mori'nin Danslı Tarifleri #1: Çikolatalı Patlamış Mısır

     Harika bir pazartesi gününden herkese selammm 👋      Bugün sizlere çok özel bir tarifle geldim 💕      Yemek yapmak gerçekten insanı rahatlatan bir aktivite. Yemek yaparken rahatlamayan var mı? Özellikle çok sinirliyseniz ve birini 35 yerinden bıçaklamayı düşünüyorsanız hemen mutfağa gidin; patlıcan ya da patates, domates gibi, hatta yapabiliyorsanız et ve tavuk doğrayın. Kimse için bu hayatı yakmaya değmez sevgili okurumm...  Evett şimdi kulaklığınızı takın ve mümkünse kafanızdaki olumsuz sesleri duymayacağınız bir şarkı olsun. Örneğin ben şu an Miley Cyrus- Plastic Hearts dinliyorum. Miley her zaman kraliçem olmuştur.  Şarkılar açıldıysaa hemen elinize bir çırpıcı alın, sahne sizin. Yemeğe başlamadan önce 2 dakikalık mini konserinizi verebilirsiniz.💃💃 Şimdi sırada meşhur tarifimiz var:  Çikolatalı Patlamış Mısır Bunu öyle çok yapmak istemişimdir ki nereye gidersem gideyim hep aklımda bir tarif vardı. Evet benim aklımd...

Ne Demiş Anne Frank...

  "Gerçeklerden korkmamaya devam edeceğim,  çünkü gerçekler ne kadar ertelenirse,  onları kabullenmek de o kadar güçleşiyor."           Anne Frank.. Daha 15 yaşındaydı küçük ömründe bütün bu olup bitenlerin farkına vardığında. Peki ya ben ? 1 gün sonra 23 olacağım ve gerçeklerden hala kaçmay a devam ediyorum. Anne Frank ile aramızdaki fark gerçekleri görmek istememem olabilir. (Diğer durumlarını saymazsak tabii)                           Bence herkes hayatında en az bir  olayı tüm gerçekliğiyle kabul edememiştir.      Hadi bugün bu durumu biraz konuşalım. Artık bunu değiştirmenin vakti geldi.    Gerçeklerden ne için kaçarız ? Bizi üzeceklerinden emin olduğumuz için mi ? Sorumluluk almak bizi konfor alanımızdan çıkaracağı için mi ? Ya da bazı şeyleri yaşayamadığımız ve  yaşayamayacağımız için mi? gibi gibi gibi... Daha pek çok soruyla bunu ...

Hadi Tanışalım, Ben Mori 💕

    Merhaba sevgili okurlarımm... (öncelikle havalı bir giriş)       Ben Mori. Bu ismi o kadar çok benimsedim ki ilk bloğumu bu isimle yazmaya karar verdim.  Muhtemelen bloğuma kadar geldiğinize göre beni az çok tanıyorsunuzdur, burası kutunun en dibi. Bütün aktif olduğum blogları iç içe sıkıştırdım. Tumblr, Wattpad, 1K vs. Keşfetmek isteyen tıklamaya devam etsinn...     Peki Kim Bu Mori?       Mori, kendim yarattığım sanal-kurgusal bir karakter. Onu "Küçük kendim" olarak tanımlayabilirim. Eğer kafanız karıştıysa hemen Mori’nin kitabını okumaya başlayabilirsiniz. Sessiz bir serzeniş olarak başladı fakat sonunda ne olacak bilmiyorum. Her neysee hadi asıl meseleye geçelim...                          ÖNCELİKLE, BELİRTMELİYİM Kİ BU BLOGTA HER ŞEY VAR. "Olur mu canım öyle şey??" diyorsanız işte şimdi bal gibi olacak. Blog yazmayı her zaman istemişim...